Sosyal Medya’nın Hali

Sosyal Medya’nın Hali
***
Bir sosyal medya kullanıcısı olarak bazı tespitlerimi siz değerli dostlarımla paylaşmak istiyorum… Hemen ifade etmeliyim ki bu yazı biraz uzun olabilir… Ama bir noktada içinde kendinizi bulabilirsiniz… Onun için sabırla okumanızı temenni ederim…
***
Facebook, Instagram, Twitter, Tiktok, YouTube (F.I.😭.Y.) gibi sosyal paylaşım mecralarının ana unsuru paylaşmaktır… Arkadaşlık veya hayranlık veya taraftarlık veya haber edinme veya bilgi edinme gibi gereksinimleri karşıladığı gibi reklam tanıtımı, sosyal sorumluluk, grup organizasyonları gibi kitlelere ulaşmayı ilke edinen oluşumlara da hizmet etmektedir… Son 25yıl içerisinde devrim niteliğindeki bilişim ve teknolojinin hayatımıza girdiğini Masa üstü bilgisayar’dan dizüstü bilgisayara, buradan tablete ve akıllı telefonlara gelinen süreci hep birlikte yaşadık… 90’lı yıllardan günümüze cep telefonunda takoz telefonlardan (yani Nokia, Motorala, Eriksson vs) Akıllı telefonlara (Apple, Samsung, Huwai, Oppo vs) geldik… İnternetin hayatımıza girmesiyle değişim ve dönüşüm süreci çok hızlandı… Bugün günlerce evden çıkmadan bütün işlerimizi evden yürütür hale geldik. Hatta çocuklarımızın eğitiminide buradan yürüyoruz… Hatta evden çalışıp para kazanabiliyoruz… Daha sayacak bir çok şey bulabiliriz bu konuda… (Sizin aklınıza gelen varsa bu gönderinin altına yorum olarak yazabilirsiniz) Kısacası bütün dünya’nın kabul ettiği inanılmaz bir ortamdayız…
***
Benim bu yazıyı asıl yazma sebebim paylaşımlarla ilgili edindiğim tespitlere değinmek… Tamda burada bir soru sormak istiyorum…
***
Sosyal medya sizin için ne ifade ediyor?
(Cevabınızı yorumlara yazarsanız sevinirim…)
***
Sıradan bir günde oturduğumuz yerden elimizdeki akıllı telefon yoluyla sosyal mecraya girdiğimizde peş peşe bir arkadaşımızın paylaşımda düğün haberini görürken başka bir arkadaşımızın cenaze haberini görebiliyoruz… Yada bir başka arkadaşımızın mezun olmuş çocuğunu, yeni doğmuş bebeğini, yaş gününü kutlayan birini, okula başlayan öğrenciyi, denize giren, yaylaya giden, yola çıkan, yediğini içtiğini, gezdiğini gördüğünü, mutluluğunu, üzgünlüğünü, can sıkıntısını, konumu itibariyle nerede olduğunu, yaptığı işi, hatta kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının neler yaptığını paylaşmalarıyla izleyebiliyoruz… Gönderilere beğeni ve yorumlarla katkıda bulunduğumuz gibi bakıp geçtiğimiz paylaşımlarda oluyor… Paylaşım trafiğindeki oranın yükselmesi durumunda ise gönderiler algoritmalarla karşımıza çıkmaya başlıyor… (Algoritma’da neymiş? Sosyal medya açısından şöyle özetle “kişinin ilgisine göre önüne sunulanlar” diyebiliriz) Aralara serpiştirilen sponsorlu gönderilerde F.I.😭.Y.’ nin ekmek parası oluyor…
***
Akıllı telefonlarla ortalama günlük geçirilen sürelerle ilgili X,Y,Z kuşakları üzerinde yapılan geçtiğimiz 9 yılı kapsayan bir araştırmayı sizlerle paylaşmak istiyorum…
X kuşağı(1980’den önce doğanlar)=2,5 saat,
Y kuşağı(1981–1996 arası doğanlar)=3 saat,
Z kuşağı (1997’den sonra doğanlar)=3,7saat…
Kaynak:webtekno.com
***
Pandemi öncesinde yapılan bu araştırmaya bakılırsa pandemi de bu süreleri 2 katına çıkarabiliriz… Yani beş duyu organımıza ilave olarak 6.’yı akıllı telefon olarak ekleyebiliriz… Yolda sokakta işte evde hemen her yerde kullanılır oldu… Yahu Neredeydik? Nereye geldik? Nereye gidiyoruz? sorularını peşpeşe soruyorum… Günümüzde paylaşımlara kaç beğeni geldi? Kimler beğendi? Kimler yorum yaptı? Kimler yapmadı? gibi paronayak derecesinde bir duruma geldik… İnsanlar artık paylaşımlarla atar gider yapar hale geldi… Altına yapılan yorumlardan burada hiç bahsetmeyeyim…
Konuyu şöyle bir toparlayacak olursak hayatımızın içinde birbirinden bağımsız ve farklı olarak yaşanan olaylar karşısında sosyal medyanın dipsiz bir kuyu olduğu ortaya çıkıyor… Biraz epmati yapmaya kalktığınızda bir saniye önce mutlu bir paylaşımda enerjiniz yükselirken, bir saniye sonraki üzücü bir paylaşımda moraliniz anında bozulabiliyor… Hemen arkasına devam ettiğinizde başka bir duyguyu da yaşama ihtimaliniz artıyor… Yukarıdaki araştırma sonucunu baz aldığımızda Sizce de saniyelik duygu değişimleri bizleri psikolojik olarakta yıpratmıyor mu? Bu zihinsel yorgunluk nereye kadar devam edebilir? Sonuç olarak hiç 6.duyu organımızın hayatımıza ne kadar katkı sağladığını kendimize soruyor muyuz?
***
Neyse daha devam ederdik ama burada bırakalım yeterince uzun oldu… Daha WhatsApp ve Telegram hiç girmedik… Belki başka bir yazımızda da devamını ele alırız…
Bu duygu ve düşüncelerle buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim… Görüş ve önerilerinizi yorumlara bekliyorum…
***
Sevgi ve saygılarımla
Zir.Müh.Mehmet ÜNVER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir